| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

İSLAM AHLAKI__3/19_إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ

TCK'nın 226/3. fıkrası şöyle: "Müstehcen görüntü ürünlerini ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır."

Küfrü Meşrulaştırmak

 بسم الله الرحمن الرحيم

Batılı iptal mücadelesi ve kafiri “meşru”laştıranlar:

Bugün parti faaliyetleriyle ortaya serilen görüntü ve özellikle de yaptıkları çağrılar, islami partiyiz diyenlerin onları savunanların söylemleri maalesef Rasulün gösterdiği hareket metodundan oldukça uzaktır.Kur’anı Kerimde

“Andolsun biz her kavme Allaha ibadet edin ve tağuta kulluktan kaçının diye tebliğ etmesi için bir peygamber göndermişizdir.” Buyrulur.

Evet, Rasulullah’ın ve o şanlı kadronun evvel veya sonra gelenleri hep bu noktayı vurgulamışlardır. “Allaha itaat, tağuta isyan” Oysa günümüz partileri bunun tersine tağutun idaresi altındaki beldelerde onların şeriatlerine ilke ve inkılablarına uyarak bu doğrultuda mücadele vereceklerini beyan ederek, partilerini açıyor ve insanları kendilerine çağırıyorlar.

Dikkat buyrunuz kendilerine …Hiç kimse iddia edemez ki bu partiler Allah ve Rasulüne, ve onlara itaate çağırıyor diye ve dahi nefsaniyetin ağır bastığı bu arena da partiler kıyasıya çoğalıyor niçin?. Elbetteki çağıranların artmasından… Benim fikrim, benim partim, benim yolum, benim adayım, benim ideolojim vs…vs… Aslında bunların temelinde yatan temel saiktir o da bendir, enaniyetdir.Sırf iktidar olmak için, insanlara islamdan dem vurarak, tağuti güçlere köleliğe ve dahi kendi nefsaniyetlerine çağıranlara değil, elbette samimi ve art niyetsiz olarak Allah ve Rasulüne çağıranlara koşacağız…

Allah Buyuruyor,Deki:”Ben sizden bir ecir (çıkar, menfaat yada karşılık) beklemiyorum.Benim ecrim Alemlerin rabbinin indindedir.”  Ayetiyle de şekli çizilen davet ve mucahede yolunda, katiyyen bir çıkar ve manfaat ilişkisi olmamalıdır.

Kendi “ene” leriyle güya islamilik taslayanlar! Sizler, biliniz ki fitneniz gerçekten çok büyüktür ve de tehlikeli. Bakınız Rabbul Aleminin uzlaşmacı tavrına… “Gelin bir tek kelimede birleşelim” Evet, Hodri meydan ey particiler, ey siyasiler, Ey bu ümmetin bir çoğunu istediği yöne çekebilecek çobanlar, tek kelimede birleşiniz. İştirak edilen günahlar Şimdi buradan itibaren de Particilerin içinde bulundukları halde düşme ihtimalleri bulunan günahları sıralamaya çalışacağız…

Günahların metinlerini aldığımız kaynaklar İmam Hadıminin Barika adlı eseri ve İbn-i Haceril Heyteminin Zevacir kitabı.

1. Küfür

2.Şirk

3. Sünnet-i Nebebviyi terketmek

4. Günah-ı Kebaire razı olmak

5. Din-i ilahinin ğayrısına hizmet etmek.

6. Kebair işleyene yardım etmek.

7.Büyüklerin kötü huylarını görüp sükut etmek.

8. Bidat çıkarıp ümmete miras bırakmak.

9. Haram şeylere para ve mal sarfetmek.

10. Vekil olanın müvekkili aleyhine ve zararına hareket etmesi.

11. Emaret ve emirliği ele geçirmek için para ve mal sarfetmek.

12. Umur-u Müslimine fasık ve facirleri tayin etmek.

13. Hükümdar ve emirlerin, hakim ve memurların tebaasına veya maiyyetindekilere zulmetmesi.

14. Gücü yettiği halde zalimlerin alinden mazlumları kurtarmamak.

15. Zalimin zulmüne rıza göstermek.Onlara yardım etmek ve yol göstermek.

16. Hudud-u İlahide şefaat etmek.

17. Sözü fiiline uymamak.

18. Batıla yerdım etmek ve göz yummak

19. Hududu ilahiyi ikamede mudahene etmek.

20. Ellerinde bulunan dünya nimetine tamah eden Hakim, Vali, Zengin, Amir ve asi fasıkların evleri ve mekanlarına ve dahi bulundukları yerlere gitmek.

21. Zalimlerin huzurunda durmak el etek öpmek.

22. Günah işleyeceklere yol göstermak.

23. Ahkam-ı Kuran ile hükmetmemek.

24. Zaruret olmadığı halde zalimleri emirlik ve kadılığa getirmek.

25. Zulme sebeb olma ihtimali varken nazıra ve nazırın yaptığı işlere bakmak.

26. Emirlik, kadılık, memurluk veya müftülük için aracılık istemek.

27. Müşriklerle musafaha etmek, Onlarla merhabalaşmak, dostluk izhar etmek ve edecek lafızlar kullanmak, onlardan bir şey ummak.

28. Ahitlerini bozanlarla oturmak.

29. Müşriki bayram ve törenlere katılmak ve tebrikleşmek.

İşte böyle… Mümin kişiye yakışan: tehlikeden uzak durmaktır. Hele şüpheli şeylere yaklaşmamak. Gerisi size kalmış ya kabul ya red…

http://islamhayati.bir.tc/2009/05/23/kufru-mesrulastirmak/

السلام عليكم ورحمة الله وبركاته 

Mehmet selim polat

Allah'ın rahmeti kendine hak kılması

Allah'ın rahmeti kendine hak kılması

       İmam Ahmed’in, Şamlıların rivayet ettikleri hadislerin en üstünüdür, dediği bu kutsi hadisin, başında, yüce Allah, zulmü kendisine haram ettiğini belirtiyor.

Haram kılma ise, gerektirme, vacip kılmanın zıddıdır. Kur’an’da ise yüce Allah, rahmeti üzerine bir hak olarak aldığını belirtmektedir.

İkinci gruba göre, burada yüce Allah, sadece vaad ve tehditten haber vermektedir.

Diğer gruba göre ise, Allah burada rahmet etmeyi üzerine bir hak olarak aldığını belirtiyor. Zulmü de kendisine haram ettiğini ifade ediyor.

Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur:

“Mü’minlere yardım etmek de bize düşer.” (Rum, 47)

Buna göre, mü’minlere yardım etmek, Allah’ın kendisi için gerekli kıldığı bir haktır. Yoksa mahlûkattan hiç kimse, Allah’a bir şeyi vacip ve gerekli kılamadığı gibi, Ona bir şeyi haram da kılamaz.

Kutsi hadisin sonunda ise şu ifade yer alıyor:

Sizin amellerinizi sizin için kaydedip sayıyorum. Sonra onların karşılığını eksiksiz olarak size vereceğim. Kim hayır bulursa, Allah’a hamdetsin. Kim de bundan farklı bir manzarayla karşılaşırsa, sadece kendi nefsini kınasın...

Öte yandan Buhari’nin ve başkalarının Şeddad b. Evs aracılığıyla peygamber efendimizden (s.a.v.) rivayet ettikleri bir hadiste şöyle buyuruluyor:

“İstiğfarın efendisi, kulun:

“Allahım! Sen benim rabbimsin, senden başka ibadete layık ilah yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Yapabildiğim sürece sana verdiğim söze ve senin ahdine bağlıyım. İşlediğim kötülüklerin şerrinden sana sığınırım. Bana bahşettiğin nimetlerini itiraf ediyorum. Günahlarımı da itiraf ediyorum. Beni bağışla. Çünkü senden başka hiç kimse günahları bağışlayamaz.”

demesidir. Kim bunu söylerse ve buna kesin olarak inanmış bir şekilde sabahlarsa, aynı gün ölürse cennete girer. Kim de bunu söyler ve kesin inanmış olarak gecelerse, aynı gece öldüğünde cennete girer.” (Buhari, Daavat, 15; Ebu Davud, Adab, 101)

Bu hadiste:

“Bana bahşettiğin nimetlerini itiraf ediyorum. Günahlarımı da itiraf ediyorum.” ifadesi yer alıyor.

Allah’ın mü’min kullarına yönelik nimetleri arasında, onun iman etmesini ve iyilikler yapmasını kolaylaştırmasıdır. Bunlar, Allah’ın lütfu, ihsanı, rahmeti ve hikmeti kapsamına girerler. Kulun işlediği kötülükler de O’nun adaletinin ve hikmetinin kapsamına girerler. Çünkü Allah’ın verdiği her nimet lütuf, verdiği her ceza ve azap da adalettir. O, yaptıklarından sorumlu tutulmaz. Çünkü sınırsız hikmet, rahmet ve adalet sahibidir. Cehm izleyicilerinin söylediği gibi sırf karşı konulmaz gücünden ve kudretinden dolayı değil. Daha öce bu meselenin gerçek mahiyetini uzun uzadıya açıklamıştık.

“Hayır senin elindedir. Kötülükten de sen sorumlu değilsin.” (Müslim, Salatu Musafirin, 201) ifadesinin de anlamını açıklama fırsatını bulmuştuk. Bu açıklamalarımız kapsamında vurgulamıştık ki, Allah her şeyin yaratıcısıdır.

Fakat Kur’an ve hadislerde kötülük ancak aşağıda işaret edilen üç şekilde yüce Allah’a izafe edilir:

Birincisi: Genelleştirme yoluyla.

“Allah her şeyin yaratıcısıdır.” (Rad, 16, Zümer, 62)ayetinde olduğu gibi.

İkincisi: Sebebe izafe etmek sûretiyle.

“Yarattığı şeylerin şerrinden...” (Felak, 2) ayetinde olduğu gibi.

Üçüncüsü: Fail hazfedilerek.

“Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa rableri onlara bir hayır mı diledi?” (Cin, 10)

Bu üç ifada tarzının üçünün de Fatiha suresinde yer aldığını görüyoruz:

“Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun.” (Fatiha, 2) burada genelleştirme söz konusudur.

“Nimet verdiklerinin yoluna. Gazaba uğramışların... değil.” (Fatiha, 7) burada ise gazabın faili hazf edilmiş. “ve sapmışların....” (Fatiha, 7) burada ise sapma olgusu mahlûka izafe edilmiş.

Buna Hz. İbrahim’in (a.s.) şu sözünü de örnek gösterebiliriz:

“Hasta olduğum zaman, bana şifa veren O’dur.” (Şuara, 80),

Hızırın şu sözü de:

 “O’nu kusurlu kılmak istedim.” (Kehf, 79),

“Böylece istedik ki, rableri onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini versin.” (Kehf, 81),

“Rabbin istedi ki, o iki çocuk güçlü çağlarına erişsinler.” (Kehf, 82),

Bu gibi olguların hakikatine dair geniş açıklamalar yapılmış ve bunun neticesinde yüce Allah’ın hiçbir şeyi hikmetsiz yaratmadığı vurgulanmıştır.

Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur:

“O ki, yarattığı her şeyi güzel yapmış...” (Secde, 7),

“Bu, her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın sanatıdır.” (Neml, 88),

Buna göre mahlûkat, yaratılışına esas oluşturan hikmet itibariyle hayır ve hikmetten ibarettir. Başka açıdan şer de içerse de. Bu ise, arızi ve cüz’i bir olgudur. Salt şer değildir. Bilakis, ağır basan hayır amaçlanarak işlenen şer de hikmet sahibi bir fail açısından hayrın göstergesidir. Bu işi gerçekleştirdiği mahal açısından şer olsa da.

 Bazıları sanmışlardır ki, bu olmadan da istenen eksiksiz hikmet gerçekleşebilir. Böyle söylemelerinin nedeni, olguların hakikatine dair bilgiden yoksun olmaları ve olguları birbirleriyle irtibatlandırmamalarıdır. Çünkü yaratıcı, bir şey yarattığı zaman, onun gereklerini de yaratması kaçınılmazdır. Çünkü gerekenin varlığı, gerektiren olmadan imkânsızdır. Bir de varlığıyla çelişen zıtlarını yaratmayı da terk etmek gerekir. Çünkü birbirine zıt ve çelişik iki şeyin aynı anda bir arada bulunmaları imkânsızdır.

Büyük İslam Alimi İbni Teymiyye'nin 8.Cilt Eseri

SİTE_İ Ç İ N D E K İ L E R  

  1. 1.Fasıl:Adem ile Musa’nın kıssasının doğrusu şudur 
  2. 2.Fasıl-Adem, Musa’ya karşı daha üstün bir kanıt ortaya koymuştur 
  3. 3.Fasıl-Tevhide gerçek anlamda şahitlik etmek 
  4. 4.Fasıl-Kulların, Allah’ın emrettiklerini yapmakla ve yasakladıklarından kaçınmakla yükümlü oldukları 
  5. 5.Fasıl -Bu ümmetin selef kuşağının ve imamların üzerinde birleştikleri husus 
  6. 6.Fasıl-Ümmetin selef kuşağı ve imamların ittifak ettikleri görüşlerden bazıları 
  7. 7.Fasıl-Kulun işlediği fiillere güç yetirmesi 
  8. 8.Fasıl-Allah’ın kulu irade etmeye zorlaması 
  9. 9.Fasıl-Kulun gerçek anlamda fail olmadığını söyleyenler 
  10. 10.Fasıl-Fiilde, faile ilişen bir etki de yoktur, şeklindeki sözlere cevap 
  11. 11.Fasıl-Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.ayeti 
  12. 12.Fasıl-Eğer kabul etsen, olmaz yaratıcı için takdir öngörmek. sözüne cevap 
  13. 13.Fasıl-Çünkü olması, Sonradan olmasını (hadis oluşunu) gerektirir ki, bu söz terkedilmiştir. sözüne cevap 
  14. 14.Fasıl-Allah kulun seçeceğini bilir ve seçilecek olan kaderde yazılıdır... sözüne cevap 
  15. 15.Fasıl-Eğer cebir doğruysa, kul zorlanmıştır demektir. Sana göre de zorlanan mazurdur, sözüne cevap 
  16. 16.Fasıl-Allah’ın yolunu izleyen bazı kimseler 
  17. 17.Fasıl-Çalışmanın bazısı vaciptir,bir kısmı da müstahaptır 
  18. 18.Fasıl-Peygamberler ve veliler rızık talep etmemişlerdir, şeklindeki söze cevap 
  19. 19.Fasıl:Rızık kavramıyla iki şey kast edilir 
  20. Adem günah işlemedi diyen kimse 
  21. Adem, günah işlemesine kaderi gerekçe göstermemiştir 
  22. Adem ile Musa'nın tartışması 
  23. Adem'in Musa'ya karşı kanıtı 
  24. Adem ve Musa'nın tartışması 
  25. Akılca güzellik ve çirkinlik meselesi 
  26. Aklın Güzel Ve Çirkin Görmesi 
  27. Allah'a eksiklik yakıştıranlara birkaç cevap 
  28. Allah'ın Ademoğullarına nimeti 
  29. Allah'ın ezelde ve ebedde kadir oluşu 
  30. Allah'ın Fiillerinin İlletleri 
  31. Allah'ın harekete yatkınlık niteliği 
  32. Allah'ın hikmetini bilme 
  33. Allah'ın hükmü: Yaratma ve emretme 
  34. Allah'ın kudretinin her şeyi kapsaması 
  35. Allah'ın kudretinin kapsamına her şey girer 
  36. Allah'ın rahmeti kendine hak kılması 
  37. Kaderiyecilere göre insanın iradesi 
  38. KADERİYECİLERİN SINIFLARI 
  39. KADERİYECİLERİN SINIFLARI 
  40. Kaderiye'nin çeşitleri ve birbirlerine ters düşünceleri 
  41. Kader konusunda Cumhurun görüşü 
  42. Kader konusunda diğer görüşler 
  43. Kader konusunda Mutezile’nin görüşü 
  44. Kader konusunda sufilerin görüşleri 
  45. Kader konusunda yanılanlar 
  46. Kader önceden tespit edilmiş mi ? 
  47. Kader, sevgi ve iradede Cebriye ve Kaderiye'nin görüşü 
  48. Kadim ve sonradan olma varlık 
  49. Kaza, kader, hikmet ve ta’lil hakkında söylenenlerin en sağlamı 
  50. KAZA, KADER VE HİKMET 
  51. Kaza, Kader Ve İrade 
  52. Kelamcıların görüşü 
  53. Kelam ilminin derinliklerine dalan ehl-i İslâm'ın görüşü 
  54. Kişinin işlediği günahın Allah tarafından yapılması 
  55. Kötülüklerin en büyüğü Allah'ı inkar etmektir 
  56. Kötülük nefistendir 
  57. Kubh ve hüsün konusunda insanların üç gruba ayrılması 
  58. Kudret-fill ilişkisi 
  59. Kul gerçek fail mi? 
  60. Kul ile Allah arasında benzerlik kurmak 
  61. Kulların fiillerinde cumhurun görüşü 
  62. Kulların fiillerinin daha önceden takdir edilmesi 
  63. Kulların Fiillerinin Kadim Veya Yaratılmış Olduğu 
  64. Kulun dilemesi Allah'ın dilemesine bağlıdır 
  65. Kulun fiil üzerine etkisi 
  66. Kulun günahından başka bir şeyden korkmaması sözünün izahı 
  67. KULUN İHTİYARÎ FİİLLERİ 
  68. Kulun İradesi 
  69. Kulun istemesi hidayete sebep olur 
  70. Kulun kadere iman etme gerekliliği 
  71. Kulun kudreti ve kazancı 
  72. Kulun Rabbinden Başkasına Umut Bağlamaması 
  73. Kulun Rabbinden başkasına umut bağlamaması sözünün izahı 
  74. Kulun Yapabilirliği 
  75. Sebeplerin en büyüğü dua ve tevekküldür 
  76. Sebeplerin oluşu ve müsebbeblere bağlanması 
  77. Sebeplerin varoluşu 
  78. Selefi görüşe göre kul gerçek bir faildir 
  79. Selefilerin Kaderiye ve Cebriye görüşünü reddetmesi 
  80. Şeriattan hasıl olan hikmet 
  81. Şer'i hükümlerin emir ve neyhi 
  82. Şer' ve kaderde mümin ve kaderiyecilerin yolu 
  83. Şükür - tevhid birleşmesi 
  84. Şükür ve hamdın gerekliliği 
  85. Tarafımızdan kendilerine güzel akıbet takdir edilmiş olanlara gelince, işte bunlar cehennemden uzak tutulurlar. ayeti 
  86. Tasavvufçuların görüşleri 
  87. Tasavvufta fenafillah 
  88. Tesir, cebir ve rızık kelimelerinin açıklanması 
  89. Tevekkülde yanılgı 
  90. Tevekkül ibadettir 
  91. Tevhid dinin başı ve sonudur 
  92. Ulemanın Dört Ana Sorusu:Yaratma, İbadet, Yazılma Ve Dua 
  93. Üç temel değerlendirme 
  94. Üçüncü mesele 

Devamını Oku>>http://sites.google.com/site/teymiye/Home/fihrist

İŞSİZLİĞİN İLACI

İslamî Ahlak ve Ahlaksızlığın Sebepleri:

  1. İşsizlik,Ahlaksızlığı doğurur.
  2. Kocası ölen kadına,maaş bağlanmalı.
  3. Kadın,Zenginse maaş bağlanmamalı.
  4. Boşanmış kadına maaş bağlanmamalı.
  5. Çalışan kadınlar işten çıkartılmalıdır.
  6. Kadınlar çalışmak zorunda değildir.
  7. Kadın ev içinde veya ev dışında çalıştırılamaz.
  8. İşden Çıkan kadınların yerine,erkekler işe alınmalıdır.
  9. Erkek ev ve nafaka temin etmek zorundadır.
  10. Kadın evinin ve Erinin kadını olmalıdır.
  11. Kadın bir yere gidecağı zaman,kocasından izin almak mecburiyeti vardır.
  12. Kadın,kocasından izin almadıkça,eve kimseyi alamaz.
  13. Kadın her hususta kocasına itaat etme mecburiyeti yoktur.
  14. Kadının,Yemek yapmak veya ev işinde çalışmak veya ev dışında çalışmak mecburiyeti yoktur.
  15. Çalışmak kadının asli görevi değil,fıtri görevidir.Düzeltmeye çalışırsan kırarsın,kendi haline bırakırsan yararlanırsın.Fıtraten evde çalışma görevi vardır.
  16. Kadın eve nafaka getirmek zorunda değildir.
  17. Erkek kadına minnet ve zulüm yapamaz.
  18. Erkek evini korumak ve kollamak mecburiyetindedir.
  19. Güzel ahlak yaşanmalıdır.
  20. Huzur İslamdadır.
NOT:Bu ilaçların yan tesiri yoktur.Herkes kullanabilir.Ancak ek ilaçlar yazılabilir.
Fakaat bu ilaçlar eczanelerde bulunmuyor.İthalat ve ihracatı yasaktır.Kullanılamaz.
Böylece hastalık yapan mikroplar zemini münasip bulduğundan sıkça üreme yapmaktadırlar.
Böylece toplum hastalanmaktadır.Korkarım yakında komaya girer.
Ne yazıkki yoğun bakım ünitemiz yoktur.Tedavi görmek için Hastahanelere ihtiyacımız vardır.
Hükümet-Millet işbirliği ile hastahaneler yapılmalıdır.
Dinsiz milletler,Dinsiz Devletler uzun süre payidar olamazlar.
Din,Güzel Ahlak Demektir.

Türkiyede,maddi kirizden ziyade,Ahlaksızlık ve işsizlik kırizi vardır.

mehmet selim polat -

İSLAMDA KADININ DEĞERİ

İslâm Dîni, kadına en büyük değeri vermiş ve onun namuslu, temiz, vakarlı, haysiyetli ve şerefli bir tarzda yaşamasını sağlamıştır. İslâm nazarında kadın, şefkat, merhamet, hürmet duyulması ve nezâket gösterilmesi gereken asîl ve nezîh bir varlıktır. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, kadınların nârin, nâzik ve kibâr olduklarına işâretle, onların hiç kırılmaması ve incitilmemesi gerektiğini tavsiye etmişlerdir. Bir hadîs-i şerîflerinde:

"... Kadınlar hakkında hayırlı olup nezâketle muâmele etmenize dâir vasiyyetime itâat ediniz! Çünkü onlar eğe kemiğinden yaratılmıştır. Eğe kemiğinin en eğri tarafı üst kısmı (ortası) dır. Eğer sen onu doğrultmaya uğraşırsan, kırarsın; kendi hâline bırakırsan, daima eğri kalır. O halde kadınlar hakkında hayır öğüdüme dikkat ediniz!" (1) buyurur.

Hz. Peygamber (s.a.v.)’e ilk defâ inanan ve O’na en büyük desteği veren Hz. Hatîce (r.anha) vâlidemizdir. Nitekim Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Hatîce (r.anha) vâlidemiz hakkında şöyle buyurur:

"Allâh bana Hatîce’den hayırlı bir kadın vermemiştir. Bütün insanlar beni yalanlarken, O beni tasdîk etmiş; insanlar benden kaçarken, O beni malı ile desteklemiştir. Ve Allâh bana başka hanımlardan değil, O’ndan çocuk ihsân etmiştir." (2)

Kadın, aynı zamanda ilk İslâm şehîdidir. Hz. Ammâr (r.a.)’ın annesi Hz. Sümeyye (r.anha), Mekke’de müslümanlığı ilk kabul edenlerden ve bu yüzden dayanılmaz işkencelere uğrayanlardandı. Kendisine İslâm’dan ayrılması için yapılan her türlü eziyet ve zulme rağmen, hak yoldan dönmedi. Sonunda Sümeyye (r.anha), Ebû Cehl’in süngüsü altında can vermiş ve Allâh yolunda ilk İslâm şehîdi olmak şeref ve mertebesine erişmiştir. (3)
Kur’ân-ı Kerîm’de "en-Nisâ"(Kadınlar) isimli, yüz yetmiş altı âyetlik uzun bir sûre olduğu gibi, ayrıca "Meryem" diye Hz. Îsâ (a.s.)’ın annesine atfedilen doksan sekiz âyetlik müstakil bir sûre daha vardır. Bunlardan başka; "en-Nûr, el-Ahzâb, el-Mümtehine, et-Tahrîm ve et-Talâk" sûreleri de kadınlarla ilgili çeşitli konuları içine almaktadır.

İslâm Dîni’nde kadın, âile ocağında temel eğitimi veren ilk öğretmen ve mükemmel bir eğitimcidir. Çocuğun terbiyesi, yetişmesi, her yönden gelişmesi, daha küçük yaşta iken güzel alışkanlıklar kazanması ve faydalı bilgilerle donatılması husûsunda annenin rolü çok büyüktür. Baba, evin nafakasının temini için ömrünün ekserîsini âilesinden dışarıda geçirmekte, çocuğu ile yeteri kadar meşgul olamamaktadır. Bu durumda, çocuğu asıl yetiştiren ve terbiye eden anne olmaktadır. Nitekim peygamberler, mürşid-i kâmiller, velîler, sultanlar ve daha nice büyük insanlar, hep mümtaz annelerin kucaklarında yetişmişlerdir.

Ahlâk kitaplarımızda; çarşıdan alınan değişik yeni bir şeyi, çocuklara bölüştürürken önce kızlardan başlanarak ikrâm edilmesi tavsiye edilmiş, kız çocukları daha hassas ve nâziktirler, diye düşünülmüştür.

Kız çocuklarının bakımı ve terbiyesi için her türlü fedâkârlıkta bulunan anne ve babaların, büyük fazîlet ve ecir sâhibi olacaklarını Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, şu hadîs-i şerîfleriyle beyân buyurmuşlardır:

"Kim, (iki veya üç) kız çocuğunu erginlik çağına erişinceye kadar besleyip büyütürse, kıyâmet gününde -iki parmağını birleştirerek- onunla şöylece beraber oluruz." (4)

Bu da, yüce dînimizin kadına verdiği üstün değeri gösterir.
__________
Kaynaklar:
(1) Buhârî, Enbiyâ, 1.
(2) İbn-i Hâcer, el-İsâbe, c. IV, s. 275.
(3) İbn-i Hâcer, a.g.e., c. IV, s. 327.
(4) Müslim, c. IV, s. 2028.
http://sites.google.com/site/dindensapmalar/issizligin-ilaci

Yahudiler En Zalim İnsanlardır

Siyonizm:

İsrail Siyonizm adını,Lübnan ve Lübnan karşısındaki ‘’Sahyon-Siyon’’Dağın’dan Alıyor..

Uydurma Tevrat:

1.    "Evet, bütün krallar Yahudi'ye secde kılsınlar. Bütün milletler ona kulluk etsinler." (Tesniye: 72/2)

2.    "Mısırlıları Mısırlılar aleyhine teşvik edeceğim. Herkes kardeşiyle, komşusuyla, şehir diğer şehir ile, memleket diğer memleketle muharebe edecektir." (İşaya: 19/2)

3.    "Size Rabb'ın kahinleri denecek, size Allah'ınızın hizmetçileri diyecekler. Milletlerin servetlerini yiyeceksiniz ve onların servetine malik olacaksınız." (İşaya:61/5-6)  

4.    Yahova İsrail'e vazife veriyor:"Sen benim harb topuzum ve harb aletimsin. Seninle, milletler kıracağım ve seninle hükümetler harap edeceğim." (Yeremya: 51/19, 23)

5.    "Yalnız Yahudi olanlara insan gözü ile bakılır. Yahudilerden gayrısı sadece bir hayvan ve hatta birer domuzdur." (Telmut)

6.    "Bir şey çalmayınız. Hırsızlık etmeyiniz hakkındaki emir sadece Yahudilere karşıdır.Diğer milletlerin mal ve canları helaldır.’’ (Telmut)

7.    "Yahudi olmayan bir kadınla gayr-i meşru münasebetYahudi için günah değildir." (Telmut)

8.    "İsrail'in kızı olmayan her kadın hayvandır." (Telmut)

9.    ‘’Siz Rabbin oğullarısınız.Cenaze için vücudunuzda yara açmayıp kaşlarınızın arasını almayınız.Zira sen Rabb’a mukaddes bir kavimsin.Ve Rabb yeryüzünde bulunan kavimlerin cümlesinden üstün kendine has kavim olmak üzere seni seçti.’’ (Tensiye:41/1).

Hakimiyeti Sadece Allah (c.c)'a Has Kılmak

Hakimiyet Allah'ındır: 

Hayatın her yönünde sadece Allah’ın hükmü uygulanmadıkça İslam tahakkuk etmiş olmaz. Kişinin müslüman olabilmesi için hayatının her alanında sadece Allah (c.c)’ın hükmünü uygulayıp kabul etmesi gerekir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“De ki: Ey kitap ehli! Yalnız Allah’a kulluk etmemiz, O’na hiç bir şeyi ortak koşmamak ve Allah’ı bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek üzere bizimle sizin arasındaki müşterek bir söze gelin! Eğer yüz çevirirlerse, bizim müslüman olduğumuza şahid olun, deyin.” (Al-i İmran: 64)

İmam Taberi bu ayet hakkında şöyle dedi:

“Allah (c.c) bu ayette şöyle buyuruyor: “Ey Muhammed! Kitap ehline yani, yahudi ve hristiyanlara şöyle de: “Müşterek bir söze gelin.” Yani; aramızda müşterek olan adaletli bir söze gelin. Adaletli sözden kasıt; Allah’ı birlemek, O’ndan başkasına ibadet etmemek, O’ndan başkasına ibadet edenlerden beri ve uzak olmak ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamaktır.

“Birbirimizi rab olarak benimsememek.” Yani; Allah’a isyan konusunda birbirimize itaat etmeyelim ve birbirimize Allaha secde ettiğimiz gibi secde etmeyelim.

“Eğer yüz çevirirlerse” yani; onların gelmeleri için emrettiğimiz bu adaletli sözden yüz çevirip gelmezlerse, o zaman ey mü’minler! Bu adaletli sözden yüz çevirip gelmeyenlere şöyle deyin: “Şahit olunuz ki biz müslümanız.”

Onları rab edinmekten kasıt; Allah’ın yasaklarını ihlal etmede liderlere tabi olup emirlerini dinlemek ve liderlerin yasakladığı şeylerde onlara itaat etmektir. Allah (c.c)’nun aşağıdaki ayette buyurduğu gibi:

 “Allah’ı bırakıp, din adamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa onlar ancak tek ilaha kulluk etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, bunların ortak koştuklarından beridir.” (Tevbe: 31)

İbin Cerir Taberi, İbni Cureyc’den şöyle nakletmiştir:

“Birbirimizi rab edinmemek üzere.” İbni Cerir şöyle dedi: “Yani Allah’ın yasaklarını ihlal konusunda birbirimize itaat etmeyelim. Şöyle de denilebilir: Onları rab edinmek, ibadet meseleleri hariç, insanların Allah’ın yasaklarını ihlal konusunda liderlerine büyüklerine itaat etmeleridir. Onlara namaz kılmasalar bile...

“Eğer yüz çevirirlerse bizim müslüman olduğumuza şahit olun deyin!” Ayetin bu bölümünün manası ise şöyledir. Eğer adaletli söze çağırdığınız o kimseler, bu sözden yüz çevirip küfrü seçerlerse ey mü’minler! Siz onlara şöyle deyin: “Kabul etmeyip yüz çevirdiğiniz Allah’ı tevhid etmeyi, ibadeti O’na has kılmayı, O’nun tek ilah olduğunu ve O’nun hiçbir ortağı olmadığını biz kabul ediyoruz, buna şahit olun.Yani biz, hem dilimizle hem de kalbimizle Allah (c.c)’a boyun eğerek ibadeti sadece O’na yapıyoruz ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmuyoruz.” (Taberi Tefsiri)

İmam Kurtubi bu ayet hakkında şöyle dedi:

1 - Hasan b. Zeyd ve Süddi’ye göre ayetteki hitap Necran ahalisinedir. Katade, İbn Cüreyc ve başkalarına göre hitap Medine yahudilerinedir. Çünkü onlar din adamlarını itaat konusunda rab seviyesine çıkardılar. Başka alimlere göre ise bu hitap hem yahudilere, hem hristiyanlaradır. Rasulullah (s.a.s) Hırakl’e gönderdiği mektupta şöyle yazdırdı:

“Bismillahirrahmanirrahim!

Allah (c.c)’ın Rasulü Muhammed’den Rumun büyüğü Hırakl’e…

Hidayete uyanlara selam olsun! Ben seni İslama çağırıyorum. Müslüman ol ki selamete eresin. Müslüman ol ki Allah (c.c) senin ecrini iki kat versin. Eğer İslamdan yüz çevirirsen günahınla beraber hıristiyan çiftçilerin günahı da senin boynunadır.

“Ey Kitap ehli! Yalnız Allah’a kulluk etmemiz, O’ na hiç bir şeyi ortak koşmamak ve Allahı bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek üzere sizinle bizim aramızdaki müşterek bir söze gelin. Eğer yüz çevirirlerse bizim müslüman olduğumuza şahit olun, deyin.” (Al-i İmran: 64) (Müslim)

2 - “Allah (c.c)’tan başka birbirimizi rab olarak benimsememek üzere...” Yani; herhangi birimize, helali haram, haramı helal yapma konusunda tabi olup itaat etmeyelim. Bu Allah (c.c)’nun şu sözüne benzemektedir:

“Allah’ı bırakıp din adamlarını, rahiplerini....rab edindiler.” Yani; Allah (c.c)’ın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram kılma konusunda onlara itaat ederek onları rab seviyesine çıkarttılar.

3 - “Yüz çevirirlerse...” Yani; çağrılan şeylerden yüz çevirip kabul etmezlerse onlara “bizim müslüman olduğumuza şahit olun deyin” yani; biz müslümanız, İslam’ın hükümlerine boyun eğdik, Allah’ın bizim üzerimizdeki nimetlerini ve fazlını kabul ettik. O’ndan başka hiç bir şeyi; ne İsa’yı ne Uzeyr’i ne de melekleri rab edinmeyiz. Çünkü onların hepsi de bizim gibi Allahın yarattığı birer varlıktır.Yine Allahın helalini haram haramını helal kılan rahiplerin bu yaptığını reddederiz. Eğer bu konuda onlara itaat edersek onları Allah’tan başka rab edinmiş oluruz.” (Kurtubi Tefsiri)

İbni Kesir, aşağıdaki ayetin tefsirinde şöyle dedi:

“Ey kitap ehli!... Müşterek olan söze gelin.” Ayetteki bu hitap; ehli kitap ve ona benzer kişileredir. Müşterek olan sözden kasıt; ikimizin de söylediği ve kabul ettiği adaletli sözdür. Sonra Allah (c.c) bu sözü açıklayarak şöyle buyuruyor:

“Birbirimizi rab edinmemek üzere…” Yani; ne puta ne haça ne tağuta ne ateşe ne de herhangi bir şeye tapmayalım. İbadeti sadece tek olan ve ortağı olmayan Allah’a has kılalım. Bu; bütün rasullerin ilk çağırdığı şeydir. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Muhakkak biz her ümmete Allaha ibadet edin, tağuttan kaçının demesi için bir rasul gönderdik.” (Nahl:36)

Cureyc dedi ki:

“Birbirimizi rab edinmeyelim.” Yani; Allah’ın yasaklarını ihlal konusunda birbirimize itaat etmeyelim.”

İkrime ise; birbirimize secde etmeyelim, dedi.

“Eğer yüz çevirirlerse bizim müslüman olduğumuza şahit olun deyin!” Eğer bu adaletli sözü kabul etmeyip yüz çevirirlerse siz onlara, İslam üzerinde olduğunuzu ve Allah’ın hükümlerine uymaya devam ettiğinizi söyleyin.”

(Sonra İbni Kesir, Hırakl’e gönderilen mektubla ilgili hadisi zikretti) (İbn Kesir Tefsiri)

Şevkani bu ayetin tefsirinde şöyle dedi:

“Birbirimizi rab edinmeyelim.” Bu ayet; Mesih’i ve Uzeyr’i rab edinenlere bir azarlama, edindikleri bu ilahların kendileri gibi birer beşer olduğuna bir işaret ve aynı zamanda din konusunda, din adamlarını taklid ederek helal dediklerini helal, haram dediklerini haram kabul edenler için bir alçaltmadır. Çünkü böyle yapan kişi taklit ettiği kişiyi rab edinmiş demektir. Şu ayetin manası da buna benzer.

“Allah’ı bırakıp, din adamlarını, rahiplerini...rab edindiler.” (Tevbe: 31) (Sonra Hırakl’e gönderilen mektupla ilgili hadisi zikretmeye başladı.)” (Şevkani-Fethul Kadir Tefsiri)

İşte bu ayeti kerimeyi ve müfessirlerin bu ayeti kerime hakkındaki sözlerini zikrettikten sonra anlaşılmaktadır ki bu ayeti kerime apaçık bir şekilde, şüpheye mahal bırakmadan, kulların canlarını ve mallarını koruyabilmeleri ve zahiren müslüman sayılabilmeleri için yapmaları gereken şeyleri anlatmaktadır. Ayete göre onlardan istenilen şey; yalnız Allah (c.c)’a ibadet etmek, Ona hiçbir şeyi ortak koşmamak ve Allah’tan başka ibadet edilen sahte ilahlardan, tağutlardan ve rablerden beri olup uzak durmak, sadece Allah (c.c)’ın hükümlerine muhakeme olmak ve hiç bir şeyi bu konuda Allah (c.c)’a denk tutmamaktır.

Müfessirlerin bu ayeti tefsir ederken Rasulullah’ın Hırakl’e gönderdiği mektubu zikretmeleri, ayette istenilen şeyin; zahiren dünya ahkamını uygulamanın şart olduğuna ve kanla malı koruyan la ilahe illallah sözünün manasını açıklamasına apaçık bir delil olmasındandır. Şeriat, bir kavme, bir yerde; “Ey kitap ehli!… Müşterek olan söze gelin” diye emrediyor, başka bir yerde de bir kavme hitabederek; “insanlarla la ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum” diyorsa ve her iki yerdeki insanlar da aynı ise bu gösteriyor ki; ayetin ve hadisin manası birbirine uygundur. Buna göre kişiye ancak, hem ayetten hem de hadisten istenilen şey yerine getirildiğinde zahiren müslüman hükmü verilir, can ve mal ancak o zaman korunur. İnsanların kalbinden geçenlerin durumu ise Allah (c.c)’a aittir.

Ayetten ve hadisten istenilen ise; tevhide bağlanmak ve şirkin her çeşidini reddetmektir. Bu hem sözde hem amelde gerçekleşmelidir. Hem sözde hem de amelde şirki terkedip tevhide bağlanmak; itaat etmeyi, boyun eğmeyi, tabi olmayı, hüküm verme ve muhakeme olmayı sadece Allah (c.c)’a has kılmayı gerektirir. Yani; yalnız Allah (c.c)’ın kanunlarına ve şeriatine tabi olup bağlanmak, sadece Allah (c.c)’ın helal kıldığını helal, haram kıldığını haram kabul etmek, Allah (c.c)’ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal yapanların ise tağut olduğunu kabul edip onları reddetmek, tekfir etmek ve onları tekfir etmeyenleri de tekfir etmek, bütün gücü bu tağutları ortadan kaldırmak için harcamak ve küçük büyük her konuda Allah (c.c)’ın hükmünü tatbik etmektir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Hüküm vermek sadece Allah’a aittir. Kendisinden başkasına değil, yalnız O’na kulluk etmenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” (Yusuf: 40)

Tağuta İbadeti Terkederek Ondan Beri Olmak

Allah'dan Başkasına Tapmak:

Bu, kulun; ibadetlerden herhangi birisini Allah (c.c)’ tan başkasına, yani tagutlardan herhangi birisine yapmamasıyla olur.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz her ümmete: “Allah’a ibadet edip taguttan kaçınsınlar diye rasuller gönderdik. Onlardan kimisine Allah hidayet etti, kimisine de sapıklık hak oldu. Yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!”  (Nahl: 36)        

Şeyh Abdurrahman b. Hasen şöyle dedi:

“Allah (c.c) bu ayette, her bir insan taifesine gönderdiği rasulleri,

“Allah’a ibadet edip, taguttan kaçınsınlar diye” gönderdiğini haber veriyor. Bu ise; sadece Allah (c.c)’a ibaet edin ve O’ndan başkasına ibadeti terkedin, manasına gelir. Allah (c.c)’ın şu ayette buyurduğu gibi:

“Kim tagutu inkar edip Allah’a iman ederse kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa tutunmuş olur. Allah işitendir, bilendir.” (Bakara: 256)

İşte bu, la ilahe illallah’ın manasıdır. Çünkü sağlam kulp budur.” (Fethul Mecid s: 19)

 Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Ad (toplumun)’a da kardeşleri Hud’u (gönderdik). (Hud, kavmine) dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Sakınmaz mısınız?”  (A’raf: 65)                            

Hud (a.s)’un, Ad kavmine söylemiş olduğu söze karşılık Ad kavmi şöyle cevab verdi:

“Dediler ki: “Sen bize yalnızca Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer gerçekten doğru isen, bize vadettiğin şeyi getir, bakalım.” (A’raf: 70)

Hud (a.s) kavmi olan Ad’ı Allah (c.c)’ın tevhidine çağırdığı zaman onlar, babalarının tapmakta olduklarını tevhidin bir gereği olarak terketmeleri gerektiğini anladıkları için, cevap olarak işte bu ayette geçen;

“sen bize yalnızca Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin?” sözünü söylediler.

Mekke müşrikleri de Rasulullah (s.a.s)’a bu şekilde bir cevap vermişlerdi.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Onlara la ilahe illallah denildiğinde büyüklenirlerdi ve derlerdi ki: “Deli olan bir şair için ilahlarımızı mı terkedeceğiz?”  (Saffat: 35-36)

Bu ayet; kafirlerin “la ilahe ilallah” sözünden, Allah (c.c)’tan başka veya Allah (c.c)’la birlikte ibadet edilen bütün sahte ilahların terk edilmesi ve onlardan beri olunması gerektiğini gayet iyi anladıklarını göstermektedir.

Zamanımızda ise şaşırtıcı olan şöyle bir durum vardır: Bu dinin mensublarından müslüman olduklarını zanneden kimseler “La ilahe illallah”ı, geçmiş müşriklerin anladıkları gibi Allah (c.c)’tan başka veya Allah (c.c)’la birlikte ibadet edilen bütün sahte ilahların terk edilmesi ve onlardan beri olunması olarak artık anlamamaktadırlar. Bu sebeble de Allah (c.c)’a tapıyor olmalarına rağmen, O’na birçok eşler koşarak aslında Allah (c.c)’tan başkasına tapmaktadırlar. La ilahe illallah’ı eski müşriklerin anladıkları gibi anlayamayanlara yazıklar olsun!

Ebu Süfyan (r.a), Hrakl’in yanında bulunduğu bir sırada Hrakl, Rasulullah (s.a.s) hakkında Ebu Süfyan’a şöyle dedi:

“O, size neyi emrediyor?” Ebu Süfyan:

“O bize şöyle diyordu:

“Allah (c.c)’a ibadet edin, O’na ortak koşmayın ve babalarınızın söylemekte olduklarını terkedin!” (Buhari)

Allah (c.c) tarafından gönderilen nebi ve rasullerin hepsi kavimlerini, ilk olarak taguta ibadet etmeyi terketmeye, yani tagutu redde çağırıyordu. Allah (c.c)’tan başka ibadet edegeldiklerini terketmedikleri sürece de onların imanlarını kabul etmiyor, onlara müslüman ismi vermiyorlardı.

Allah (c.c), Kur’an’da ilk inen ayetlerde Rasulullah (s.a.s)’a şöyle buyurdu:

“Ey örtüye bürünen! Kalk ve uyar! Rabbini yücelt! Elbiseni temizle! Kötü şeylerden sakın (putları terket)! Yaptığın şeyleri çok görerek başa kakma! Rabbin için sabret!”  (Müddessir: 1-7)                           

Rasulullah (s.a.s) bu ayetle rasul oldu.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“İbrahim babasına ve milletine demişti ki: “Beni yaratan hariç sizin taptığınızdan uzağım. Beni doğru yola iletecek muhakkak O’dur.”  (Zuhruf: 26-27)

Bunu öğrendikten sonra, Allah (c.c)’tan başka ibadet edilenler terkedilmedikçe, tagutun reddedildiği iddiasının ne kadar yalan olduğunu veya şirk ve tagutu pratikte terketmedikçe, sadece onun batıllığına inanmanın yeterli olmayacağını şimdi daha iyi anlamış oldun.

Allah (c.c)şöyle buyuruyor:

“Biz sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız.” (Mümtahine: 4)

http://sites.google.com/site/islsmguenesi/Home/tagut-dan-uzak-durmak

HİÇ BÖYLE HAYVAN GÖRMEDİNİZ?

HİÇ BÖYLE HAYVAN GÖRMEDİNİZ?:Alt Lingi Tıkla 

DAVUS'dan TÜRKİYEYE BAKIŞ

Senin DAVUS'ta işin ne?.
Perezin,İsrailin,Yahudinin,ABD'nin Çakalı olduğunu bilmiyormuydun?.AB'nin Hıristiyanın Oyuncağı olduğunu bilmiyormuydun?.Biliyorsan Uzaklarda işin ne?.
Oradaki kızgınlığını anlıyorum.ama bu kızgınlık Filistini korumak değil,islam alemini korumak değildir.Bu kızgınlığın biraz daha konuşamamaktır.Moderatörün bir Ermeni olduğunu biliyordun.Söz hakkı vermiyecağınıda biliyordun,öyle ise orada işin ne?.
Daha Türkiyede senin vekillerin İsraili,Kınmak içinmecliste kınama kararı dahi almadı.sen kimi kınıyorsun?.Dostunumu?.
Türkiyeyi Dini,Milli,Kültürel ve Ekonumi yönden İsraile bağladın.Şimdi geri adımda atamazsın,Şimdiye kadar aklın neredeydi?.
AKP Lideri R.T.Erdoğan,her ne kadar seçimler yaklaştı diye Filistini propaganda malzemesi olarak kullansada Bu halkı kandıramaz.
Sen düşmanı,zalimi kınama,tenkit etme mevkiinde değilsin.İcraat yapacaksın,İcraat.
İcaatın,Camii,Havra ve Kiliseyi birleştirmeye çalışmak değilmi?.Yahudi ve Hıristiyanları dost ve kardeş yapmadınmı?.e şimdi kardeşlerine kızmaya hakkın varmı?.
Ben islamdan koptum,Laik ve Demokratım.anti semitizme karşıyım demedinmi?.Dedin.Öyleyse bunları kınamaya hakkın yoktur.
Dünya biliyorki,İsrail Yahudi ve Irkçıdır.Va'dedilmiş toprakları elde etmeye çalışıyor.Sende onun yardımcılığını
yapıyorsun.Peki şimdi niye kızıyorsun?.Konuşturmamışlar,diye değilmi?.Konuşsan ne olacak?.Türkiyede o kadar konuştun ki sağır sultan bile duydu.Önemli değil,Önemli olan ne yaptın? ve Ne yapacağındır.
 AKP'nin,-İSRAİL DOSTLUK GRUBU'nu Kurdun Filistini Vurdun,Bugün kınamaya hakkın yoktur. 
BU AYETLERE İNANMIYORMUSUN?.
YAHUDİ ve HIRİSTİYANLAR DİN SAVAŞI VERMEKTEDİRLER:
Maide Suresi:

51-Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.

33-Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.

78-İsrailoğullarından inkar edenler, Davud ve Meryemoğlu İsa diliyle lanetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü.

80-Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey; Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedi kalıcıdırlar.

81-Eğer Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı onları  dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.

82-(Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün.  

 

http://sites.google.com/site/hanifcilikdindegildir/Home

 

 OY VERİLMEZ,

Muhtar Ananı Kaçırdı,OY babo OY OY.

Değil AKP'ye Hiç bir partiye OY verilmez.

Geçen dönemde olduğu gibi bu seçimlerdede OY'larımı çürütecağım.

Bu yasalarla,mevcut partilerin tüzükleri muvacehesinde hiçbirine OY verilmez.

OY veren aynı suça ortak olur demektir.

Müslüman'ın Düşmanları , BOP Projesi , ANAVATAN,Partisi'nin,Türk-İsrail Dostluk grubu. ,CHP-İsrail Doslk Grubu , SHP ve BAĞIMSIZ ,Türk,İsrail Grubu.

http://sites.google.com/site/karikatorler/Home/davus

DAVUS SAVAŞI

DAVUS

Harput kökenli David İgnatius'u tanıyalım
Harput kökenli David İgnatius'u tanıyalım
30 Ocak 2009
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın Davos`taki Gazze oturumunu terk etmesinin sebebi olarak gösterdiği moderatörün Harput
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın Davos`taki Gazze oturumunu terk etmesinin sebebi olarak gösterdiği moderatörün Harput kökenli olduğu belirtildi.
    İşte Davos'ta Erdoğan'ı haklı olarak kızdıran oturumu yöneten gazetecinin kimliği.
Doğan Satmış yazdı..
DAVİD İgnatius, ABD'nin önemli gazetesi Washington Post'un çok önemli
yazarlarından biri.
Ancak Türkiye açısından asıl önemli kılan, Harputlu bir Ermeni aileden
geliyor olması.
     
Soykırım iddialarını sonuna kadar destekleyen İgnatius, kendisinin Ermeni
kökenli, ailesinin Harputlu olmasının konuşulmasından ise pek hoşlanmıyor.

Washington Post gibi ilkeli bir gazetede, ailesinin geçmişinden ötürü bazı
önyargılara sahip olduğunun bilinmesinden, yazılarının bundan etkilendiğinin
ortaya çıkmasından hoşlanmıyor.

David İgnatius, Türkiye'ye de birkaç kez geldi.
Hatta son olarak, geçen Aralık'ta Türkiye'deydi.
''Yalanlar Üzerine/Body Of Lies'' kitabından aynı adla sinemaya uyarlanan ve
19 Aralıkta vizyona giren filmi için Türkiye'ye gelen İgnatius, pek çok gazeteye röportaj verdi.
Üniversitelerde konuştu.
David İgnatius'la, yıllar önce Dünya Ombudsmanlar Birliği'nin İstanbul'daki
Kongresi'nde ve 2006'a Washington'da iki kez bir araya geldim.

Washington'daki buluşmamız ünlü Willard Oteli'ndeydi.
Dünyaya "loby" sözcüğünü armağan eden, Beyaz Saray'a yürüme mesafesindeki bu
ünlü otelde bir kış günü, öğleden sonra buluştuk, çay içip pasta yedik.

Ben kendisinin Harputlu bir Ermeni aileden geldiğini öğrenince, ailesinin
öyküsünü duymak istedim.
Sordum:
"Mr. İgnatius, aileniz Harputluymuş, ben de Güneydoğu kökenli bir aileden
geliyorum. Neredeyse komşuyuz. Bize bu konudan söz etmek ister misiniz?"

David İgnatius, bu soruyu duyunca çok rahatsız oldu, oturduğu yerde hemen
içine kapandı, gözlerini kaçırdı ve sadece "Hayır" dedi.
Önyargılarının ailevi gerekçelere dayandığının bilinmesini istemiyordu.
Tekrar sordum:
"Mr. İgnatius, sizin çok önemli bir yazar olduğunuzu biliyorum. Türkiye
kökenli olmanız bizim için önemli. Dedelerinizin öyküsünü duymak isterim."

Ama David İgnatius, yine çok kısa bir yanıt vermekle yetindi:
"Bu konularda konuşmak istemiyorum."
İşte Davos'ta Erdoğan'ı haklı olarak kızdıran oturumu yöneten gazetecinin
kimliği.

Türkiye'ye karşı önyargılarla yüklü İgnatius, hem Türkiye Başbakanı'na,
İsrail Lideri'nin yarısı kadar konuşma süresi tanıdı, hem de nezakete çok
aykırı bir şekilde, eliyle koluyla Türkiye Başbakanı'nı adeta taciz etti.

Tüm bunlar bir araya gelince de ortaya bu manzara çıktı.
Eğer İgnatius yerine Türkiye'ye önyargısı daha az bir gazeteci oturumu
yönetse, belki bunlar yaşanmazdı.
Bence asıl, Davos organizatörleri,bu konuyu ele almalı.
http://www.tumgazeteler.com/?a=4612288http://www.tumgazeteler.com/?a=4433370
davos-moderatoru-david-ignatius-kimdir
Davos moderatörü David Ignatius kimdir?
Erdoğan'ın tepki gösterdiği Washington Post gazetesi yazarı David Ignatius, aslında Erdoğan'ı çok yakından tanıyor.
30 Ocak 2009 / 00:20

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın tepki gösterdiği Davos Moderatörü Washington Post gazetesi yazarı David Ignatius, aslında hem Erdoğan'ı hem de Türkiye'yi çok yakından tanıyan bir isim. Ignatius, Orta Doğu'da İsrail yanlısı görüşleriyle tanınıyor.

Erdoğan'ın tepki gösterdiği Washington Post gazetesi yazarı David Ignatius'un Türkiye'yi yakından tanıdığı ortaya çıktı. Ignatius aslında Türkiye'nin bölgedeki girişimlerinden oldukça rahatsız bir isim. AK Parti'nin bölgedeki tutumunu zaman zaman yazılarında Osmanlı tavrını andırıyor diye yorumlayan Ignatus, son olarak kalema aldığı köşe yazısında ise Türkiye'nin bölgedeki politikasını "domino" taşlarına benzetiyor.

ERMENİ ASILLI ABD VATANDAŞI

Ignatius'la 1920 yılında Ermenistan'dan ABD'ye göç eden bir Ermeni ailenin çocuğu! Bu nedenle ABD'deki Ermeni lobisiyle hareket ettiği belirtilen Ignatius'un Erdoğan ve Türkiye aleyhine özellikle de dış politikalarını eleştiren yazıları bulunuyor.

"ERDOĞAN'I SUÇLAMIŞTI" 

Ignatius, Türkiye'nin dış politikadaki tavrının Obama'nın dikkatine sunulması gerektiği görüşünü dile getirirken içpolitikada da Erdoğan'ın özellikle muhaliflerine karşı hoşgörülü davranmadığı iddiasında bulunuyor. Ignatius'a göre Erdoğan'ın bu tavrı ifade özgürlüğünü kısıtlayan hoşgörüsüz bir tutum.

Davos Zirvesi Görüşmelerini Başbakan Erdoğan Terketti HABER DETAYI için tıklayın HABER

Erdoğan Davos Zirvesini Terkettti VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN tıklayın VİDEO GALERİ

Davos Zirvesi Gazze Oturumu Krizi Görüntüleri Resimleri İzlemek için tıklayın FOTO GALERİ

Dünya Manşetleri Erdoğan'ı Konuşuyor detay için tıkla

internet haber

http://www.medya73.com/davos-moderatoru-david-ignatius-kimdir-haberi-11202.html


ERMENİLER KATİLDİRLER:

  • Ermenilerin Bayburttaki Zulmü
  • Ermeni Mezalimi İle PKK arasında Hiçbir Fark Yoktur
  • Ermeni Mezalimi,Resim Tablosu
  • Ermeni Katiller
  • Ermeniler ve Zulümleri
  • Ermeni Terörü
  • Ermeni Mezalimi-Slayt
  • Ermenilerin,Özür Dilemeleri


    İsrail,Tekrar Filistini Vurursa,İslâm Ülkeleride İsraili Vurmazsa,şerefsizlik yapmış Olurlar.

     

    Başbakan Erdoğanı Tebrik Ediyorum.