DOSDOĞRU YOL (Sırat-ı Müstakim)
Allah’a ibadet
Yüce Allah şöylebuyurmaktadır:
«Bizi doğru yola ilet. Nimet verdiğin kimselerinyoluna, kendilerine gazab edilmiş olanların ve sapanların yoluna değil» (1Fatiha 6-7).
Sahih biryolla gelen haberde Peygamber (s.a.v)’in de şöyle buyurduğunakledilmiştir:
«Yahudiler,kendilerine gazab edilenlerdir ve Hıristiyanlar da sapmışolanlardır» (Ahmed bin HanbellV / 378. V. 77).
NitekimAllah’ın Kitabı da birkaç yerde buna işaret etmektedir. Şu örneklerde olduğugibi:
«Deki: ‘Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size söyliyeyim mi? Allah’ınlanet edip gazaba geldiği kimse…» (5 Mâide 60)
«Gazab üzerine gazaba uğradılar» (2Bakara 90).
«Allah’tangazaba uğradılar ve onlara alçaklık (damgası) vurulmuştur» (3 Âl-iİmrân 112).
Hıristiyanlarhakkında da şöyle buyurmaktadır:
«Ey Kitab ehli, dininizde haksız yere aşırılığadalmayın ve önceden sapmış, birçoklarını da saptırmış, düz yoldan şaşmış birkavmin keyiflerine uymayın» (5 Mâide 77)
«EyKitab ehli, dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında gerçek olmayanşeyleri söylemeyin! Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah’ın elçisi, O’nunMeryem’e attığı kelimesi ve O’ndan bir ruhtur» (4Nisa 171).
«Yahudiler: ‘Uzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar da: ‘Mesih,Allah’ın oğludur’ dediler. Bu, onların ağızlariyle geveledikleri sözlerdir.(Sözlerini), önceden inkâr etmişlerin sözlerine benzetiyorlar.Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan batıla) çevriliyorlar? Hahamlarını verahiblerini Allah’tan ayrı rabler edindiler, Meryem oğlu Mesih’i de. Oysakendilerine yalnız tek İlâh olan Allah’a ibadet etmeleri emredilmişti. O’ndanbaşka ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir» (9Tevbe 30-31).
«Hiçbirinsana yakışmaz ki, Allah ona Kitab, hüküm ve peygamberlik versin de, sonra (okalksın) insanlara: ‘Allah’ı bırakıp bana kullar olun’ desin; fakat:‘Öğrettiğiniz ve okuduğunuz Kitab gereğince Rabb’a hâlis kullar olun!’ der. Vesize: ‘Melekleri ve peygamberleri tanrılar edinin!’ diye de emretmez. Sizmüslüman olduktan sonra, size inkârı emreder mi?» (3Âl-i İmrân: 79-80).
«Deki: ‘O’ndan başka (kendilerinde bir şeyler) sandığınız kimseleri çağırın, onlarne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de (onu) başka bir yana çevirebilirler’.O yalvardıkları da, onların (Allah’a) en yakın olanları da Rablerine yaklaşmakiçin vesile ararlar, O’nun merhametini umarlar, azabından korkarlar. ÇünküRabbinin azabı, cidden korkunçtur » (17İsrâ 56-57).
Hertürlü eksiklikten arınmış olan Allah, her namazımızda doğru yola; kendilerinegazab edilmiş ve sapmış olanlardan farklı olan ve Allah’ın kendilerine nîmetverdiği peygamberlerin, sıddîkların, şehîdlerin ve salihlerin yoluna iletmesinidilememizi emrettiğine göre, bu, kulun gazab edilmiş ve sapmışların yolunadüşmesinin korkulacak bir şey olduğunu gösterir. Nitekim Peygamber (s.a.v.)’inde haber verdiği gibi, bu durum vâki olmuştur. O, şöyle buyurmaktadır:
«Sizdenöncekilerin yollarını tıpatıp takip edeceksiniz. Öyle ki, bir kelerin deliğinegirmiş, olsalar, siz de ona gireceksiniz.» Ashab; Yahudi ve hıristiyanları mı?Ya Resûlâllah, diye sorunca: «Başka kim olabilir ki» (Buhari,Enbiyâ 50), buyurdu. (Hadîs sahihtir) .
Selef,doğru yoldan ayrılan âlimlerde yahudilere bir benzerlik, âbidlerde ise,hıristiyanlara bir benzerlik bulunduğu görüşündeydi. Gerçekten, sapan ilimadamlarında; sözlerin anlamını değiştirme, kalb katılığı, ilimde cimrilik,büyüklenme, başkalarına doğru olanı söylemesine rağmen kendisinin bunuuygulamaması gibi şeylerin bulunduğu; sapan ibadet ehlinde ise, peygamberlerlesalihler konusunda aşırılık, ibadetlerde ruhbanlık, şekilcilik ve müziğe dalmagibi bid’atler görülmektedir.
Bu nedenlePeygamber (s.a.v.) :
«BeniHıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı andıkları gibi anmayın. Ben sadece kulum;Allah’ın kulu ve elçisi deyin»(Buhâri, Enbiyâ48; Ahmed İbn Hanbel l/23, 24, 47, 55, 60; Dârimî, Rıkâk 68), buyurmaktadır.
Bundandolayıdır ki Allah, Resûlüllah (s.a.v.)’i makamlarının en yücesi olarak,kullukla nitelemiştir:
«Eksiklikten uzaktır O (Allah) ki, geceleyin kulunuyürüttü» (17İsrâ 1).
«Kulunavahyettiğini vahyetti» (53Necm 10).
«Allah’ın kulu kalkıp O’na yalvarınca (hayrettenhepsi) onun üzerine üşüşüp neredeyse keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi» (72Cin 19).
Yine bunedenle namazdaki oturuşlarda okunduğu gibi, cuma ve bayram hutbeleriyle nikâhve diğer ihtiyaç anlarında okunan meşru hutbelere de: «Allah’tanbaşka ilâh bulunmadığına ve Muhammed’in, O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadetederim» cümlesiyle başlanır.
Resûlüllah(s.a.v.) de, ümmetinin kendisi hakkında, hıristiyanların Mesih konusundadüştüğü ulûhiyet dâvası gibi yanlışlara düşmemeleri için, bir kul olduğugerçeğini sık sık vurgulamıştır. Hattâ biri: «Allahve sen ne dilerseniz» deyince Resûlüllah (s.a.v.) şöylebuyurmuştur:
«BeniAllah’a denk mi tutuyorsun? Aksine, Allah ne dilerse,yalnızca O» (Ahmed İbn Hanbel l / 214, 224, 283, 342).
Yineashabına:
«Allahve Muhammed ne dilerse demeyin. Aksine, Allah ne dilerse, deyin. Muhammed’indilemesi (O’ndan) sonradır» (İbnMâce, Keffarât 13)buyurmuştur.
Yine şöylebuyurmaktadır:
«Kabrimi(gidip-gelinen) bayram yerine çevirmeyin; nerede olursanız bana salât getirin, getirdiğinizsalât bana ulaşır» (Ahmed İbn Hanbel ll /367;Ebû Dâvud, Menâsik 100).
«Allahım,kabrimi tapılan bir put kılma! Peygamberlerinin kabirlerini mescid edinenlereAllah’ın gazabı çetin oldu» (Muvatta’, Kasru’s-Salât fi’s-Sefer 85).
«Sizdenöncekiler, kabirleri mescid ediniyordu. Sakın ha! Kabirleri mescidedinmeyin. Sizi bundan sakındırıyorum, bilesiniz»(Aynıkaynak).
Ümmettekiaşırılık özellikle şu iki grup içinde meydana geldi . Peygamberlerde ve Ehl-iBeyt imamlarında ulûhiyet bulunduğuna inanan Şia’nın aşırı giden sapıkları; vepeygamberlerle salihlerde buna benzer şeylerin bulunduğuna inanantasavvuf ehli içindeki cahillerden bir grup. Her kim, Peygamberimizdeveya herhangi bir peygamberde ulûhiyyet ve rubûbiyyet vehmederse, onun,hıristiyanlardan farkı yoktur. Peygamberlerin nitelikleriKur’an ve Sünnetin onlar hakkında belirttiklerinden ibarettir.
YüceAllah, İsrâiloğullarına hitaben şöyle buyurmaktadır:
«Elçilerime inanır, onlara yardım eder veAllah’a güzel borç verirseniz, elbette sizin günahlarınızı örterimve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım,»(5Mâîde 12).
Yineşöyle buyurmaktadır:
«Biz seni, (ümmetine) şahid, müjdeleyici ve uyarıcıolarak gönderdik. (Ey insanlar, bu) Allah’a ve Resulüne inanasınız, O’nu(ndinini) destekleyesiniz, O’na saygı gösteresiniz diyedir» (48Feth 8-9).
Buâyetler, Resûlüllah’ın hakkını anlatmaktadır.
Allah’ınhakkıyla ilgili olarak da şöyle buyurulmaktadır:
«…ve sabah-akşam O’nu teşbih edip yüceltesiniz» (48Feth 9).
AllahTeâlâ yine şöyle buyurmaktadır:
«Rahmetim ise her şeyi kaplamıştır. Onu, korunanlara,zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. Onlar ki, yanlarındakiTevrat ve İncil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmi Peygambere uyarlar. O(Peygamber) ki, kendilerine iyiliği emreder, kötülükten men’eder; onlara güzelşeyleri helâl, çirkin şeyleri haram kılar, üzerlerindeki ağırlıkları,sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. Ona inanan, destekleyerek O’na saygıgösteren, O’na yardım eden ve O’nunla beraber indirilen nura uyanlar, iştefelaha erenler onlardır» (7A’râf 156-157).
«Deki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızıbağışlasın. Allah bağışlayan, esirgeyendir»(3Âl-i İmrân 31).
«De ki‘Allah’a ve Peygamber’e itaat edin. Eğer dönerlerse (bilsinler
muhakkak kiAllah kâfirleri sevmez» (3Âl-i İmrân 32).
«Allah ve O’nun melekleri, Peygamber’i överler. Eyinananlar, siz de O’nu övün, içtenlikle salât ve selâm edin»(33Ahzâb 56).
«De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz,eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, durgunlaşmasından korktuğunuzticaretiniz, hoşlandığınız barınaklar, size Allah’tan, Resulünden ve O’nunyolunda cihad etmekten daha sevgili ise, Allah’ın emri gelinceye kadarbekleyedurun (o zaman başınıza gelecekleri göreceksiniz) » (9Tevbe 24).
Kur’an’daotuzdan fazla yerde Resülüllah’a itaat emr edilmektedir. Yüce Allah şöylebuyuruyor:
«Ey inananlar, sizi yaşatacak şeylere çağırdıklarızaman Allah’ın ve Resulünün çağrısına koşun» (8Enfâl 24).
«Hayır, Rabb’in hakkı için onlar aralarında çıkançekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerindebir burukluk duymadan, tam anlamıyla teslim olmadıkça inanmış olmazlar» (4Nisâ 65).
«O’nun(Resûl’ün) emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belânın çarpmasından,yahut onlara acı bir azabın uğramasından sakınsınlar» (24Nur 63).
«Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Resulüneçağırıldıkları zaman inananların sözü ancak: ‘İşittik ve itaat ettik’demeleridir. İşte umduklarına erenler bunlardır, bunlar. Kim(ler) Allah’a veResulüne itaat eder, Allah’tan korkar, O’(nun azâbı)ndan korunursa, iştekurtuluşa erenler onlardır» (24Nur 51-52).
Âyetlerde,itaat Allah ve Resulü için emredilirken, korkma ve sakınma yalnızca Allah içinzikredilmektedir. Nitekim diğer âyetlerde de şöylebuyurulmaktadır:
«Yalnızca Benden korkun» (16Nahl51).
«SadeceBenden sakının» (2 Bakara 41).
«İnsanlardan korkmayın. Benden korkun» (5Mâîde 44).
YüceAllah yine şöyle buyuruyor:
«Sana biatedenler, gerçekte Allah’a biat etmektedirler. Allah’ın eli, onların elleriüzerindedir» (48 Feth 10).
«Peygamberiçağırmayı, herhangi birinizin diğerini çağırması gibi tutmayın» (24Nur 63).
«Peygamber, mü’minlere canlarından ileridir. Onun eşleri de onlarınanneleridir» (33 Ahzâb 6).
Resûlüllah(s.a.v.) de şöyle buyurmaktadır:
«Ben,sizden birinize çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha sevgiliolmadıkça o kimse îman etmiş olmaz».
Resûlüllah’ınbu sözleri üzerine Hz. Ömer:
«Allah’ayemin ederim ki yâ Resûlâllah, kendimden sonra sen bana herkesten daha sevgilisin»,deyince, Resûlüllah:
«Hayıryâ Ömer, sana, senden de daha sevimli olmadıkça…» buyurdu. O zaman Hz. Ömer:«Sen bana, benden de daha sevgilisin» dedi ve Resûlüllah: «İşte şimdioldu» buyurdu(Buhârî, İman 8; Müslim, İman 69).
AllahTeâlâ Kitabında, Resûlüllah’ın üzerimizdeki haklarını şöyle sıralamaktadır:
— Resûlüllah’a itaat,
— Onu sevme,
— Ona değer verme,
— Ona saygı gösterme,
— Ona yardım ve destek sağlama,
— Verdiği hükme rıza gösterme,
— Ona teslim olma,
— Ona uyma,
— Ona salât ve selâm getirme,
— Onu candan ve maldan üstüntutma,
— Aramızdaki bir anlaşmazlığınçözümü için ona başvurma…
YüceAllah:
«Kim Resule itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur» (4Nisa 80)buyurarak Resûlüllah’a itâatin kendisine itaat anlamınageldiğini ve :
«Sana biatedenler, gerçekte Allah’a biat etmektedirler» (48Feth 10) buyurarak Resûlüllah’a biat etmenin kendisinebiat etmek olduğunu haber vermektedir. Yine:
«SizeAllah’tan ve Resulünden daha sevgili ise…» (9Tevbe 24)buyurarak sevgide;
«Allah veResulüne eziyet edenler…» (33Ahzâb 57) buyurarak eziyette;
«KimAllah’a ve Resulüne itaat ederse…» (4Nisa 13) buyurarak itâatta;
«Kimde Allah’a ve Resulüne karşı gelir…» (4Nîsâ 14) buyurarak karşı çıkmada; ve bir de:
«Allah’ıve Resulünü hoşnut etmeleri daha uygundu» (9Tevbe 62) buyurarak hoşnut etmede Resûlüllah’ınadıyla kendi adını bir arada zikretmektedir. Bu âyetlerde zikredilenler ve bunabenzeyen diğer şeyler, Resûlüllah’ın gerçekten hakettiği şeylerdir.
İbadetve yardım dilemeye gelince, bunlar yalnızca Allah’adır; bu konuda ortağıyoktur. Nitekim O şöyle buyurmaktadır:
«Allah’aibadet edin, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın» (4Nisa 36).
«SadeceSana kulluk eder, sadece Senden yardım dileriz» (1Fatiha 5).
«Oysakendilerine, dini yalnız Allah’a özgü kılarak, Allah’ı birleyenler olarak O’nakulluk etmeleri emredilmişti» (98Beyyine 5).
Aşağıdakiörneklerinde olduğu gibi bazı âyetlerde de ibadet ve yardım dilemek bir aradazikredilmiştir:
«O’nakulluk et ve O’na dayan» (11 Hûd 123).
«Veölmeyen diriye dayan, O’nu överek teşbih et» (25Furkân 58).
«yalnızO’na tevekkül eder ve yalnız O’na yönelirim» <_script/><_script />lt;span style="font-family: Arial; padding: 0px;margin: 0px;">(11 Hûd 88)
Şeyhul İslam,İbn Teymiyye
